16 Eylül 2018 Pazar

Kadınlar Yaşamın Neresinde?

Eylül 16, 2018 16 Comments

























Güvenilir bir kaynak, kadınların sosyal yaşama katkılarını araştırmak, ilgi alanlarını saptamak amacıyla anket yapıyordu. Fikir anlamında güzel olmasına rağmen, seçenekler açısından eksik bir yanı vardı. Projenin altında, “Görüşleriniz bizim için önem taşıyor.” Uyarısının gerçekten işe yarayıp yaramadığını öğrenmek için, anketi doldurmama nedenlerimi açık bir şekilde yazıp, gerekli alanlar düzeltildiği takdirde katılabileceğimi ilettim. Aradan çok kısa bir süre geçmesine rağmen, anket yeni ve kapsamlı haliyle düzenlendiğinde, umutlarım kadınların gerçekten sosyal yaşama katılmalarına dairdi.

12 Eylül 2018 Çarşamba

7 Eylül 2018 Cuma

5 Eylül 2018 Çarşamba

Altın Elma Efsanesi & Afrodit’in Vaadi

Eylül 05, 2018 16 Comments














Truva savaşı ile ilgili bilinenler Homeros’un İlyada destanında anlatılanlardan öteye gitmez. Bu kaynağa göre, “Yunanca’da Truva’nın bir adının da İlios olmasından dolayı Homeros’un destanı İlyada adını aldı. Homeros, yaşadığı dönemde herkesin bu öyküyü bildiğini düşünerek, Truva kuşatmasını baştan sona anlatmaz; savaşın 10. Yılında sadece dört gün içinde geçen olayları anlatır. Savaş neredeyse bitmek üzeredir. Truva efsanesinin bu bölümü “Aşil’in Öfkesi” olarak bilinir.” (*)

26 Ağustos 2018 Pazar

Devlerin Aşkı Büyük Olur: Milena'ya Mektuplar

Ağustos 26, 2018 10 Comments

Mektup, iç döküşlerin içtenliğini yansıtır satırlara. İki gönül bir olunca, ne kibir kalır ortada ne de saklanacak sırlar. Yargılama, suçlamada yer almaz satırlarda. Yürekler konulunca ortaya oradaki yakınlaşma mesafelerin çok ötesindedir. Duygular, düşünceler çağlayan gibi en duru haliyle gönülden gönüle yol alır. 

18 Ağustos 2018 Cumartesi

Yaz ve Müzik (Blog Etkinliği)

Ağustos 18, 2018 16 Comments

Yaz görkemiyle gelmiş, oturmuş karşımıza. Dallarından salkımlar halinde süzülen rengarenk begonviller, çıtkırıldım çiçekler canlılığın müjdecisi. Kalabalıkların cadde boyu uzanması, tezgahların önünü saran tatlı telaşlar, hediyelik eşyaların tezgahları donatması yaza işaret. Müzik, kumsalların hoş bir rengi, ahengi. Sahil boyu neşeli çığlıklara karışan melodiler arada bir dalgaların sesine karışıyor. Kimi zaman yerli pop sanatçıları kumsalı coştururken, özlemli tınılara da rastlamak mümkün. Hele ki vakit gün batımıysa Akdeniz Akşamları favorisidir sahilin.


Denize yanaşan gemilerden, balıkçı teknelerinden yükselen şarkıların yarattığı etki dalgaların sesi ve ferahlığı kadar serinleticidir. Müzik evrensel olunca sözler anlaşılmasa dahi ritim duyguları yakınlaştırmaya engel değildir. Mevsim yazsa işittiklerin kadar işitmek istediklerinde yüreğinin ucundadır: Bob Marley’den Sun Is Shining mesela. Ruhu, bedeni, umutları besler bir başına.




Güneş, deniz, kum hepsi güzel ama nadiren de olsa yağmur katılmışsa aralarına bu buluşma çakır keyif yapar duyguları. O vakit Bülent Ortaçgil’in, Yağmur’u kıyıda köşede birikmiş ne varsa silip süpürerek taze, muhlis yarınları taşır. Sevinçlerin arasına karışan bir tutam hüzün yaşamı güzelleştirerek damlaların arasına buğulu pırıltısıyla kurulur. 



Tatilde sahillerde yoğunlaşan kalabalık gündüzleri nasıl yaşarsa yaşasın gün batımı ve gecelerin keyfi başkadır. Gurup kızıllığı görevini aya devrettiğinde mekânlardan sızan ışıkların denize yansımasıyla renklenen yakamozlar ışıl ışıldır. Yükselen melodilerin tınıları müziğin evrenselliğini kanıtlayacak kadar boş çeşnilidir. Bağlama, gitar ve kemençelerin ortak amacı, müziğin nabzıyla insan yüreğini yoklamaktır sanki. 


Her yaz başka duygular, her mekân farklı anılar biriktirir gönül sayfalarında. Kimisi aşktan, kimisi de o güne kadar yaşanmamış dostluktan dem vurur. Bazı yerler görülmemiş güzelliktedir. Bazıları da unutulmak istercesine anıların arasına gömülür. O yaz gönle hitap etmişse yıllar yıla eskimeyen bir şarkı olup, Zerrin Özer’le bütünleşir.




Dönüş vakti geldiğinde denizdeki tuz gibi ayrılığın buruk tadı da acımtırak etki bırakır. Gezilen yerler bir kez daha gözden geçirilir, yeniden gelememe ihtimali de düşünülerek deklanşöre ardı ardına basılır. Anılar artık ölümsüzleşmiştir. Yahya Kemal Beyatlı’nın Sessiz Gemisi’ni andırır yaşananlar. Meçhulü avuçlayan umut içinde onca duygu sıkışır güverteye. Lakin gemi yol almaya başlamıştır artık. Bir yolcu karadan tüm gücüyle haykırır: “Çok yorgunum/ beni bekleme kaptan/ seyir defterini başkası yazsın… Beni o limana çıkaramazsın.”



😊    Keyifli Okumalar 😊 


🎵🎶 Yazmaktan keyif aldığım, canlı görüntüleriyle pırıl pırıl yaz günlerini yaşatan blog etkinliğine daveti için, Bir’in sahibi Handan'a teşekkür ederim. Bu etkinliğe, katılmak isteyen blogdaşlarım davetlidir. Sevgi ve muhabbetle kalmanız dileklerimle…
Bu sitede yer alan yazıların tamamı, dilimkalemim.blogspot.com’un yazarı Mukaddes’çe Konuşan Satırlar’a aittir. Yazılarımın ve şahsıma ait görsellerin izinsiz olarak kopyalanması ya da kaynak gösterilmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur. Aksine hareket edildiği takdirde, yasal işlem başlatılacaktır.