16 Ekim 2017 Pazartesi

Çocuk ve Güvercinler


Küçüktüm. Güvercinler de.
Büyüdüm, güvercinlerle.
Grileri severdim. Güvercinleri de.
Şarkı dinlerdim. Güvercinler kurulurdu baş köşeme.
Bir gün küstüm kendime. Güvercinlerde takla atmayı unuttu.
Ben ağladım halime.
Güvercinler ağladı, beceriksizliğine.
Çocuk ağladı, şarkılarının tükendiğine.
Söylendim ilk önce kendi kendime.
Güvercinler söyleştiler.
Çocuk umutsuzluğa kapıldı.
Gökyüzü gergindi, grilerini saldı.
Bulut sislerle kaplandı.
Çocuk ağlıyor, güvercin şarkı söylüyordu.
Seslendim.
Umut yüklendim.
Çocukla dertleştim.
Ağlama çocuk, gökyüzünü kaplayan sisli bulutlara
Biz de pembeleri göreceğiz diye umutlanırdık.
Bizim de şarkılarımız aynıydı, yüreğimize işleyeni severdik.
Diyeceğim o ki sana, umutsuzluğa kapılma,
Gökyüzü grileşince yağmur yağacağını biliyorsan,
Yağmurdan sonra da gök kuşağını bekle.
Çocuk sustu.
Güvercin taklalarını yarıştırdı.
Umut yanıma yanaştı.
Gökyüzü pembeye boyandı.


12 Ekim 2017 Perşembe

Çalıştaylar Blog Yazarlığına Ses Getirecek


Daha önce iki kez yapılan blog çalıştayının üçüncü kez yapılacağını blogdaşımız MAVİANNE’nin,  “e-vren günlüğü” ile yaptığı röportaj yazısından öğrendim.

 17​ ​Kasım​ ​2017 tarihinde,​ Kadir Has Üniversitesinin  ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 3.  ​Blog  Yazarları Çalıştayı’nın gündeminde, blog yazarlığının sorunları, blogların geniş kitlelere duyurulması, blog yazarlığının Sosyal Medya üzerindeki etkileri gibi birçok konu irdelenecek.

Blog yazarlarının hak ettiği yeri edinmesi amacıyla yapılan tüm düzenlemeleri blog arkadaşlarım gibi bende destekliyorum. Daha önce yapılan iki çalıştay gibi bu çalıştayda İstanbul’da düzenleniyor. Bu yılki çalıştayın Yeni Medya Bölümü aracılığıyla yapılması bir ilk. Akademik düzeyde yapılacak çalıştaya medya bölümünün katılması, blog yazarlığının sosyal medyada daha fazla tanınacağı, geniş kitlelere ulaşacağı hususunda umut verecek nitelikte.

9 Ekim 2017 Pazartesi

Aganta Burina Burinata!

Merhaba, doğa severler ve deniz aşıkları.
Merhaba, Halikarnas Balıkçısı.
Nezdinde içten bir merhabayı da Bodrum hak ediyor kanımca.


Hani bazı kentler mekanlarıyla yaşar. 
Bazılarını da şair ve yazarları yaşatır. 
Bodrum denildiğinde akla Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın gelmesi tesadüfi değildir. 
Nam-ı diğer Halikarnas Balıkçısı.

7 Ekim 2017 Cumartesi

Ağır Yaşamlar’ın derin sancıları


Kimin neler yaşadığı birazda bünyesiyle alakalı. Büyük acıları sindirenler olduğu gibi küçük acıların yenilgisiyle varlığından bile bihaber yaşayanlarda var çünkü. Buradaki Ağır Yaşamlar duygusal dünya ve  bedensel görünümle alakalı. Aslında ikisi de birbiriyle öyle ilintili ki.

5 Ekim 2017 Perşembe

Mutluluk

Mutluluk dedim içimden ne olabilir ki
Yeni doğan canlının ilk kalp atışında
Renk renk çiçeğin açışında
İlk yağan karda hatta sağanak yağmurda
Kıpır kıpır oluruz ya
İşte budur mutluluk

30 Eylül 2017 Cumartesi

Eylül misali


Hazan değdi tenime
Sarardı tüm yapraklar
Güze dönüktü mevsim
Baharın son demiydi yaşlanan

25 Eylül 2017 Pazartesi

Gerçeğe vuslat


Zaman durağan seyrinden şaşmadan bir ileri bir geri yaşanırken incinir, kırılırız gözle görülür sebep bile yokken.  Hayatın akışına sitemdir, bir baş kaldırıştır belki de isyanımız. Hatırlamak isteriz, hatırlanmaya kılıf biçerken.  Mutsuzluk dolanınca kanımızda duygularımız da benliğimize dolanır. Şatafat gergef gergef işlenir yüzeysel varlığımızda. Mış gibidir her şey varlığımız bile, dokunulduğunda basıncının içinde veryansın eden balon gibi. Ummadığımız bir zamanda, umulmayan bir kişinin beklenmedik söz veya davranışlarına mıhlanırız adeta.

23 Eylül 2017 Cumartesi

Netflix'ten yürekleri kuşatan bir dizi, Anne with an E











Anime olarak keyifle izlediğim filmin Netflix'te dizisini görünce yıllar öncesindeki kadar heyecanlandım. Üzüntü verici yanı ise sırf bu yüzden dizi izlemeyi ertelerim. İzlediğiniz dizinin devamı yapılmayacaksa önceden izledikleriniz yarım kalıyor.

22 Eylül 2017 Cuma

Sarı Kız Efsanesi


Kaz dağlarının oksijeni boldur
Yeşilliği derde deva, gören gözlere şifadır.
Efsaneler yükselirken yamaçlarında
Sarı Kız’ın hikayesi inler sokaklarında

19 Eylül 2017 Salı

Şeklen değil kalbe hükmen


Müziğin evrenselliğine diyecek sözüm yok. Güzel bir melodi alır götürür dinleyenleri. Kimi zaman iz bırakan anılara, kimi zamanda kapanması uzun sürecek derin yaralara. O vakit önemsizdir çoğu şey.. Anlar bitmesin istersiniz. Ritme bir de kalp atışları eşlik ederse müzikte amacına ulaşmıştır artık.

15 Eylül 2017 Cuma

Parfümün Dansı ve Koku Metaforu


Fantastik öykülerin ve bilim kurguların en güzel yanı, serüvenlerdir. Bu anlamda, Tom Robbins'in hayal gücünün sınırlarına ulaşmak olası bile değil. 

10 Eylül 2017 Pazar

Yazmak kelimelerle hayatın rotasını bulmaktır

Rengârenk düşen güz yaprakları gibi kimi zaman yittik kimi zamanda eksildik. Her yaprak düştüğünde daha bir arındık belki de umutlandık. Yeniden çoğalmak için hayaller kurduk. Kimi zaman eyleme geçti isteklerimiz bazen de düşündüğümüzle kaldı.

Aynı amaca hizmet etmek çoğalmanın en kısa yoludur belki de. Bir şiir, bir öykü, bir anı, bir makale derken gönül kapıları birkaç kelimenin ardından aralanarak nihai yolunu bulacaktır elbette. Yaşanılanlar birbirini sarmalayınca o şiir, o öykü yazan kadar okuyanın da olur. Okumanın hüneri kadar yazmanın marifetleri de çoktur.

6 Eylül 2017 Çarşamba

Terastaki Güvercinler


Eğitimli kadınlar mutlu yarınların teminatıdır


Şiddetin kadınlarla beraber anılması talihsiz bir yaklaşım olsa da istatistiksel göstergeler bu dayanağı güçlendiriyor. Kadına şiddet konusundaki duyarlılığın artmasında sosyal medyanın payı inkar edilemez. Medyada gündem oluşturmuş bazı şiddet vakalarına sosyal ağlar aracılığıyla kınama mesajları yağarken, şiddetin artmasına anlam veremiyorum.

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Üç kişiydik bir de deniz


R
üzgârlı bir gün. Fırtınanın okşadığı palmiyeler sağa sola salınırken, iple demire tutturulan tekneler her an devrilecekmiş izlenimi veriyor. Beyaz köpükler kıyıya coşkuyla yayılırken, kumsalda oturanlar yavaşça kalkıyor yerinden. Şezlongların üzerine yapışan kumlar dalgaların ulaşmasıyla birlikte çamur etkisi yaratıyor. Denizin coşkulu halini izlemekten vazgeçmeyen birkaç kişi, oturmak için ıslak olmayan bir yer arıyor. Tam yerime yerleşmişken, esintinin tesiriyle okuduğum gazetenin parçaları etrafa savruluyor.

24 Ağustos 2017 Perşembe

Hayal Perdesi


Bir çocuk vardı pencere önünde unuttuğunuz
Yağmur saçaklı evlerde şarkılar söylerdi
Hayal eker, düş dikerdi evcilik sokağında
Umudu ondan öğrenseydiniz
Plastik kaplara hayallerinizi ekerdiniz.

20 Ağustos 2017 Pazar

Vakit geç olmadan


Öfkemizi, hayal kırıklıklarımızı, kırgınlıklarımızı ifade edecek onca kelime bulmamıza rağmen, sevgimizi, dostluğumuzu anlatma konusunda nedense cimriyiz. Oysa insanın, daha doğrusu tüm canlıların yaratılış gayesi aşk üstünedir.

Hangi dine, hangi inanca mensup olursak olalım, sevginin açamayacağı kapı yoktur. Tüm öğretilerde sevgi, aşk üzerine kurulmuştur. Nefreti, kötülüğü öven herhangi bir inanış yoktur.


16 Ağustos 2017 Çarşamba

Aşkın Gözyaşları

Şanlıurfa, Balık Gölü

Nemrut ki korkusuyla ün salar
Zalimdir, zulmeder halkına
Kibirlenerek bakarken Babil’e
Tahtını halkından üstün tutar
Günlerden bir gün parlak bir yıldız rüyasına girince
Nemrut düşüncelere dalar

13 Ağustos 2017 Pazar

Yeni başlangıçlara doğru


Kapalı kutu gibiyiz. Sayfaları karıştığımızda ancak farklı hikayeler dökülür içinden. Satır aralarına serpilmiş hüzün gibi sevinçlere de rastlanır satırlar boyu. Yaşanmışlıklara değer vermenin en iyi yolu, insanlarla tanışmaktır kanımca. Çünkü bir insanla tanışmak, yeni bir yaşama dokunmaktır. Bir yaşamdan alınan yaşanmışlık kadar değerli bir şey olamaz da.

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Karanlığın Öte Yüzü


Karanlık şehrin üstüne bir perde gibi örtüldükçe, şehrin silueti de uzaktan uzağa görülüyor. Sokak lambaları ışıyana dek kedilerin gözleri ışıtıyor sokakları. Birden sokaklar doluyor, naralar işitiliyor. Gündüz söylenmeyen kelimeler, karanlıkları delerek ilerliyor.  Korkaklar, tüm cesaretlerini toplayarak külhanbeyi kesiliyorlar, kelimeler üst perdeden çarpıp geri dönüyor. Muhatapları olmayınca ardı ardına diziliyor cümleleri. Ne kadar korkuları varsa birer birer dökülüyor eteklerinden.

8 Ağustos 2017 Salı

Yaşamayı Öğrendiğim Gün

Hayatınızdaki her şey kötüye gidiyor.

Sahip olduğunuz değerleri ardı ardına kaybediyorsunuz.

Özel hayatınız kabusa dönerken, iş ortağınız hissenizi almak istiyor.

1 Ağustos 2017 Salı

Tik tak


Doğanın çekim yasasına hayran olurum bazen. Sen önüne sürülenleri ittirdikçe o da sana doğru geliyor. İnatlaştınız mı ikinizde yere seriliyorsunuz. Ne kadar güç kullanırsanız hedefinize o denli yaklaşıyorsunuz.  Olmadı mı? Düşmeye mahkumsunuz.

30 Temmuz 2017 Pazar

Gülce (Taşlama)

Ne derdim var ne de tasam
Yalın ve duruyum
Bakan bana özenir
Beni gören dilsiz bile dile gelir

27 Temmuz 2017 Perşembe

Kırık aynalardan süzülen sanat ışığı


Kırık aynaların üzerimde bıraktığı etkiyi geçen yıllara rağmen unutamam. Kalın buzlu camlarla toprağı eşelemek, baharda çıkan sarı çiğdemlerin köklerine doğru uzanmak, güneşe baktığımda gördüklerimi ha bire bir şeylere benzetmenin büyüsü çocukluk yıllarımdan kalmadır. 

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Kardan Adam, Harry Hole ve Jo Nesbo


Jo Nesbo, dedektifiyle seri katili hiç umulmadık yer ve zamanda yakalatma becerisine sahip olunca yazdığı romanların çoğu beyaz perdeye de uyarlanıyor.  Okuduğum diğer romanları filmlerden güzel bulsam da Jo Nesbo’nun romanları hakkında aynı şeyleri söyleyemem. Karakter sayısını epeyce artıran yazar, durağanlık ve aksiyon arasındaki dengeyi iyi kurmuş. Okuduklarımdan canlandırdığım kadarıyla dedektif Harry Hole; keyfine düşkün, ağırkanlı, merhametli, insanlarla iyi iletişim kuran bir kişi. Peki, nasıl oluyor da yaptığı ters köşelerle seri katili ansızın yakalıyordu? İşte o da Jo Nesbo'nun kurgulama becerisi. Okuyucularına mükemmellik ve sıradanlığın herkeste var olduğunu göstermek istemiştir belki de.  

20 Temmuz 2017 Perşembe

Pazar’a 2 gün kala piknik listem

Nostaljik günlere özlem duymak yerine, çocukluğumdaki piknikleri yeniden yaşatmak istiyorum. Bu nedenle hafta sonu gezisinin planlarına şimdiden başlayıp, piknik listemi oluşturdum. Son haliyle listem...

💃 Hazırlıklara Cumartesi gününden başlanacak. Kim neyi daha güzel yaparım derse piknik sepetini istekleri doğrultusunda hazırlayacak. 


18 Temmuz 2017 Salı

Denize nazır


Deniz öyle berrak ve mavi ki. Beyaz pırıltılar eşliğinde şenlendikçe ışıldıyor.  Uzaklarda görünen balıkçı tekneleri ağır ağır süzülürken ufukta, deniz motorunun açtığı iz bir süre sonra kayboluyor.  İkisi de ekmek derdinde malum. Biri balıklarını pazarlayacak, diğeri de yolcularına koyların eşsiz güzelliklerini  tattıracak. 

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Güvercinlik Adası’ndan Efes antik kentine yolculuk


Hava ne kadar sıcak olursa olsun Ege’de hakimiyeti en çok birkaç gün sürer. O tatlı meltem esintisi hemencecik ortamı yumuşatıp ferahlatır. Bu sene öyle değildi ama. Temmuz ayının ilk haftası rüzgar sıcak üfürmeye başladı.

Meltemin hafifletici etkisine alışanlar kaçacak yer aramaya başladılar. Bizim nasibimize de Kuşadası ve Selçuk düştü. Kervansarayı, Kadınlar Denizi, Güvercin adası, Çarşısı ve Efes antik kentiyle maviyi, yeşile karıştırıp başladık gezimize.

16 Temmuz 2017 Pazar

Kelimelerin resimleri

Yeni bir gün. Yeni bir başlangıç. Neler getireceğinden emin olamadığım bir gün daha. İyi bir başlangıç yapmak istediğim diğer günler gibi görmek istemediklerimi bir süreliğine erteliyorum. Birkaç saatliğine mesela.

Başlıklarına göz atmakla yetindiğim gazetenin ardından kalemime davranıyorum. Değişik bir şeyler çizeyim istiyorum. İyi bir ressam anlatmak istediklerini çoğunlukla yansıtır. Herkes gördüklerini kendine göre yorumlasa da kimse eksik diyemez yüreğinden geçenlere. Ressam olmaktan öte duyguları aktarmak amaç olsa bile yine de tamamlanmalı resimler. Bu anlamda oldukça yavan kalıyor çizimim. Kocaman sayfaya yerleştirdiklerim, okyanusun üstünde çığlık atan küçücük bir martı. Hepsi bu.

Bir varmış bir yokmuş


Nerede kaldı o güzelim kahvaltılıklar?
Meyve kokan reçeller
Kovandan yeni toplanmış ballar
Zengin, fakir demeden tüm sofraları donatan sahanda yumurtalar
Soslarla damaklara hitabeden zeytinler
Otlusuna kadar uzanan peynirler
Mahalleyi uyandıran kızarmış ekmeğin kokusu
Buram buram tüten çayın davetkarlığı, nerelere saklandı?

15 Temmuz 2017 Cumartesi

Blog Yazarıyız Biz


Gün ışımadan kalkarız
Blog turlarına başlarız
Gönlümüzden geçeni yazarız
Blog yazarıyız biz

Hem canlı hem de heyecanlı


Blog yazarlığının en güzel tarafı farklı kişilere ulaşarak onların dünyasına hitap etmektir. Görünüşün aldatıcılığına karşın yazının canlılığını satırlarda yakalamak, satırlar aracılığıyla duygudaşlık kazanmak bir nimettir bana göre.

14 Temmuz 2017 Cuma

Mesele mesela…


Yaşadıklarımız incitiyor bazen. Kimi kez bilinçsizce yargılamalar, nedensiz kırgınlıklar çoğalıp büyüyor içimizde. İletişimsizlik değil bunun adı, anlaşılamamak, anlatamamak belki de yüreğimizde kurguladıklarımızın sahiciliğini. Merhamet iyidir ama onunda bir sınırı olmalı. Önce kendine merhamet etmeli ki insan vicdanı büyüsün. Acıyarak bir insana yaklaşmak onu binlerce kez yaralar zira…




*Fotoğraf google'dan

Sanat insan içindir

Yıllardır tartışılmasına rağmen konuya son noktayı koyabilmek mümkün olmamıştır. Süregelen tartışmalar, “Sanat, sanat için mi?”, “ Sanat, toplum için mi?” görüşleri arasında hükmünü sürdürmeye devam etmiştir.

Günümüzde popüler kültürün dayatmaları sanat anlayışının bir kez daha sorgulanmasına olanak tanımıştır. Asıl olan, sanat hangi amaca hitap ederse etsin odak noktası insandır. Bir başka deyişle insan olmadan sanat yapılamaz da sergilenemez de. Yazılan eserleri okuyacak, filmleri, oyunları izleyecek kişi yoksa konu hakkında değerlendirmede yapılamaz.

13 Temmuz 2017 Perşembe

Düşlüyorum


Aydınlık bir günde
Pırıltılar yansıyor denizin üstünde
Yolunu şaşırmış kelebek konacak dal arıyor
Pür neşe coşku yayılıyor etrafa

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Denizin çocukları


İyot kokusu sararken zifiri karanlığı, martıların çığlıkları eşlik eder uyanışlara. Tüm şehir derin uykudayken uyanır denizin çocuğu.  Geç kalkmak, yaşamı kaçırmaktır avuçlarından. Yosun kokusu kaplarken her yanı, ıslaklığın o nemli tadı yapışır kalır bedenine. Balıkçıların ağından dökülen balıklar kadar tazedir ikram edilen her yeni gün…

Her gün, bambaşka bir yaşamı müjdeler. Tanıdıktır tüm yüzler, tanıdıktır tüm masum gülüşler. Kalabalıkların bilinmedik yanlarını ve gülümseyişlerin riyakar olanını sevmez. Uçsuz bucaksız ufukların sonsuzluğu ve gökyüzünün mavi, beyaz tonları kaplar ruhunun derinliklerini. Maviliklerin özgür sunumuna rağmen kurşunilerin birbirine karışmış halleri ürkütür denizin çocuğunu.

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Düzen


Noktalarım yerli yerinde ya,
virgüllerim eksik olmuş kime ne?



*Fotoğraf google'dan

Cani

Dünyaya bir kez geldik yaşayalım diyorlar,
Bir hiç uğruna da diğerlerini katlediyorlar…


*Fotoğraflar, google'dan

22 Haziran 2017 Perşembe

Yağmurlu bir günde Ankara’da seyri sefa

Ankara günlerdir yağmurlu havanın etkisi altında. Üzerimizde gri bulutlar dolanıp duruyor.
Kapalı havanın da etkisiyle AVM’ de istemsizce dolaşırken küçük bir mekanın önünde durdum. Pazar günleri genellikle kalabalık olan mekan sakindi. Yan masa dikkatimi celp edene kadar kendimle ilgilenmeye devam ettim. Garsonun önüme sunduğu liste hayli uzundu. Göz attığımda zorlarsam ancak iki, üç tanesini içebileceğimi düşünerek gülümsedim. Kahve alışkanlığı olmayan birisinin böyle bir mekanda vakit geçirmesi o anda komik geldi.

21 Haziran 2017 Çarşamba

Nüfus Cüzdanı Düzenlenen Nehir & Maoriler ve Haka Dansı

Dünyada ilk kez bir nehir canlı olarak kabul edilip hukuki statüye kavuştu. Yeni Zelenda Parlamentosu,Yeni Zelenda’da yaşayan yerli Maori halkının kutsal saydıkları Whanganui Nehri'nicanlı” olarak değerlendirerek hukuki anlamda varlığını kabul etti.

Maoriler, kutsal saydıkları nehrin hukuki olarak tanınması için yıllardır mücadele ediyordu. Hukuki nitelik kazanan nehrin haklarını, Maori kabilesinden ve kraliyet ailesinden birer kişi temsil edecek. Yerli halkça kutsal sayılan nehrin bakımı, temizliği için de fon oluşturulacak.



20 Haziran 2017 Salı

Mutluluk Veren Bahçe

Adam erkenden uyanıp, bahçesine doğru ilerledi. Ayrık otlarını temizleyip, marullara bakınca seyreltilmesi gerektiğini düşündü. Seyreltme işlemi sırasında bir poşet sebze doldurmuştu, gururla gülümsedi. Bahçeye ne zaman uğrasa, ektiklerine sevgisini katar, mahsulü de yüzünü güldürürdü. Sebzelerin arasında saatlerce oyalandı. Hava kararmaya başladığında, telaşlandı.

19 Haziran 2017 Pazartesi

Anılarımdan bulup çıkardım seni…

Hatırlıyorum o günü. Motosikletin teknesine oturmuş, rüzgarın okşayıcı temasıyla ilk kez o gün tanışmıştım. Nereye gittiğimi bilmiyordum ama bu yolculuk hayli keyiflendirmişti beni. Bir bahar sabahıydı zannediyorum, çiçekler alabildiğine açmış, kokuları da rüzgara karışmıştı.

Şimdiki inatçılığım o günlerden kalma… Motosiklette üç kişiydik. Önde Nurettin amca, arkada babam ve ilave teknede de ben. Yıllar geçse de üstünden anılarım o günkü tazeliğiyle kaldı.

Renk renk çiçeklere, Ankara'nın yalın ama içten güzelliğine karşın, gözlerim hep aynı yeri arıyordu. Ne zaman yürüyüşe çıksak çocuk parkına uğramayı adet edinmiştik. Bu üçlü, pek keyfe kederdi. Yola çıktığımıza göre, her an karşımıza park çıkabilir biz de hoşça vakit geçirebilirdik. Öyle de oldu.

16 Haziran 2017 Cuma

Erguvan misali…

Trendeki Karar


Arka koltukta oturanların zaman zaman seslerini yükselttikleri gerilimli atışma canımı sıkmaya başlamıştı.  Elimdeki kitabı okumaya çalışsam da bu vakitten sonra imkansızdı. Annemde bir müddet sonra uyanarak olanları anlamaya çalıştı. Trende epeyce boş koltuk vardı, görevliden izin isteyerek bunlardan birine geçecektim ki arka koltuktaki bayanla göz göze geldik.

12 Haziran 2017 Pazartesi

Suyu en iyi yansıtan ressam…


ABD’li ressam, Reisha Perlmutter’in tabloları görenleri büyülüyor. Su altı dünyasından ilham alan sanatçı tuvallerinde harikalar yaratıyor.

Dönüşüm oluş değil, sonuçtur!

“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.’’ 
Benzerlerinin çoğalmasını istediğinde insan nasılda azalıyor? Aynılaşmak hücrelere asalak gibi işleyince atılan çığlık da bumerang etkisiyle geri dönüyor. Bu av oyununu denemek yürek ister, çünkü atılan ok atanı da öldürebiliyor.

10 Haziran 2017 Cumartesi

Yağmurlu düşlerim

Yağmur yağdıkça kedi gibi köşeme siniyor, bir taraftan yağmuru izliyor diğer taraftan da güneşi bekliyorum. Bardağımdaki çay tazelendikçe içim ısınıyor sonra yeniden üşüyorum. Yere düşen damlaların sayısı giderek artarken doğal ritme başka bir ritim eşlik ediyor. Parçanın duygusallığına kapılan müzisyen stüdyodaki coşkuyu yakalamayınca sunucu durumu kurtarmaya çalışıyor. Zoraki edayla sahneye çıkan kız, slow parçaya aldırış etmeden başlıyor oyun havasına. 

9 Haziran 2017 Cuma

Katya’nın Yazı








Tavan arasına her çıktığımda ayrı bir heyecanlanırım. Raflara sığdırılmış kitapların çok eski baskılarına, adı bile duyulmamış kitapların değişik zaman döngülerine rastladığımda, geçen zamana tanıklık ediyormuşum hissiyatına kapılırım. Her kitap yaşamın farklı izlerini yansıtırken, basım tarihleri, kitap kapakları o dönemin kurguları hakkında da bilgi verir.