30 Mart 2017 Perşembe

29 Mart 2017 Çarşamba

Aykırılıkların Efsanevi Sesi Bob Dylan & Nobel Edebiyat Ödülü

Bob Dylan… Ününden, müzisyenliğinden çok şarkı sözlerinin anlamı iz bırakır benliğimde. Hani hırçın dalgaların kayalara sertçe vurup, aşındırması gibi ruhumda bıraktığı etkiler de uzun vadelidir. Bu kışkırtıcı tavrı dindiğinde bembeyaz köpükleriyle duru ve yalın duygular hükmeder yüreğime.


Yaşam Köprüsü


Kar, gökyüzünden inci saflığında inerken evlerin damları da nasibini alıyordu. Gittikçe cılızlaşan ağaçlar beyaza bürünmüştü. Bahçe duvarlarını örten kar çitlerin üzerine yayılıyordu. Dağların arasında görünen ufacık mavilik de olmasa köy beyazdan tanınmayacak haldeydi. Çitlerin arasında yerlere dökülen buğday tanelerini toplayan kazlar, kar taneleri gibi köşe bucak savruluyordu.

Bir Yerden Başlamalı

Güneşin kışkırtıcı sıcaklığını bu günlerde daha fazla hissediyorum. Bir tarafta durmaksızın atıştıran yağmur damlaları diğer yanda aydınlık yüzünü gösteren güneş. Baharın geldiğini müjdeleyen meyve ağaçlarının açmaya yüz tutmuş çiçekleri gelinlik kızlar kadar alımlı.

28 Mart 2017 Salı

Oyuncularını İmgeleriyle Konuşturan Yönetmen Kim-Ki-Duk

Güney Koreli yönetmeni sıra dışı yapan o kadar çok özellik var ki. Filmlerini ilk kez izleyenler için çizgileri çok keskin mesela. Ya severek izlemeye devam edersiniz ya da 'bir daha mı, asla' diyerek geçirdiğiniz dakikaların hesabını sorarsınız. Aslına bakılırsa yönetmen kendi ülkesinde çoğu konuyu eleştirilip, muhalefet olduğu için pek sevilmiyor. Batıda ise bir ödülden diğerine koşturuyor.

                           

Mevlana Müzesi ve Objektifime Yansıyanlar

5 Aralık da,  Konya'ya gitmek için sözleştiğimizde neler göreceğimizden emin değildik. Zira buz gibi bir havada, ayazın yoğun tesiri altında böyle bir seyahate eşlik etmenin zor tarafları da vardı. Bu riskleri ortadan kaldırmak için görülmesi gereken yerlerin tespitini yapıp, güzergah planımızı çıkardık. Gezimizin asıl amacı Mevlana Müzesini görmekti.

Hava şartlarından dolayı seyahatimizde hızlı treni kullandık. Böylelikle hem zamandan tasarruf ettik hem de ulaşacağımız noktayı kolaylıkla bulduk. Trenden indikten sonra toplu taşım güzergahları var ve hemen hemen hepsi müzenin yakınlarından geçiyor.


Hava koşullarına rağmen o gün müzede hatırı sayılacak kadar ziyaretçi vardı. Bunlardan çoğu yerli ziyaretçi iken çok az sayıda turist de vardı. Müzenin girişinde yetkililer flaşlı çekim yapılmayacağını duyurduktan sonra içeriye alınıyorsunuz.

27 Mart 2017 Pazartesi

Anadolu Ermişleri Zamane Dervişleri ve OSHO Teorileri

Anadolu ermişleri denildiğinde aklımıza ak sakallı, nur yüzlü ihtiyarlar gelir. Fiziksel özelliklerinin yanı sıra dünya nimetlerine yüz çevirmiş, kendi yağıyla kavrulan, nefsini terbiye ederek, Yaradanına kavuşacağı günü bekleyen, sabırlı, merhametli ve insancıl özellikleri nedeniyle sevilen, sayılan bilge kişiler akla gelir.

26 Mart 2017 Pazar

Günlerden Pazar Tüm Ezberleri Bozar


Sabah erken kalkanların en büyük kazancı mis gibi kokan ekmekle sıcağı sıcağına buluşmaktır. Hele bir de fırın yakınsa kokular iştahı kabarttıkça kabartır. Bu sabah da biraz erkenci olduğumdan  boyozların pişmesini beklemek zorunda kaldım.

Yüreğimden Yüreğime Mektuplar

                     

Hayat öyle bir serüven ki nerede nefesleneceğini şaşırıyor bazen insan. Ne zaman yolumu şaşırsam, kelimeler dökülüyor önüme. Yazdıkça yüzleşiyorum yüreğimle. Kimi zaman “dur!” sesiyle dinleniyor, bir sonraki talimatla harekete geçiyorum.


25 Mart 2017 Cumartesi

Yaşamla Hasbıhal


Zor değildir belki de insanın kendine teselli vermesi. Hayatındaki tüm can kırıklarına rağmen yoluna devam etmesi. Kolay da değil aslında, zor anlarında yüreğinde tutunacak dal bulup sıkı sıkıya yapışması. Hangi acı unutulmadı ki diyerek belleğini köreltebilmek sadece cesurların işi.

24 Mart 2017 Cuma

Ey Tahammül! Çal Artık Kapımızı

Balkonumdan fırsat buldukça izlediğim park gün geçtikçe boşalıyor.
Yaşlılar artık konuşacak arkadaş bulamıyor.
Gençler ise her muhabbete burun kıvırıyor.

20 Mart 2017 Pazartesi

Apollon’un Aşkı Dafni'nin Gözyaşlarını Dindiremedi


Güzel Bir Günü Apollon Tapınağı'nda Taçlandırdık

Günün ilerleyen saatlerinde tapınağın olduğu alana yansıyan grup kızıllığını seyretmek için saat üç sularında kültürel mekana giriş yaptık. Yol boyunca rastladığımız turistler kafileler halinde ilerleyip, Türk işi el işlerine hayranlıkla bakıyorlardı. Tapınağı görünce hayranlıkları hayrete dönüştü.


19 Mart 2017 Pazar

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

Karmakaşık zihin yapısının bizleri ne kadar şaşırtacağına dair yazılan bilimsel eserlerin sayısı gittikçe artıyor. Bir Psikiyatristin Gizli Defteri, Dr. Gary Small’in mesleğe başladığı günden itibaren karşılaştığı sorunları, deneyimleri, farklı insan profillerini gerçek hayat hikayelerinden oluşan seçkilerle anlatıyor.

9 Mart 2017 Perşembe

Misafir Odası Değil Mevzu Misafir Masası

Misafirlerin kültürümüz açısından değeri inkar edilemez. Her ne kadar eskiye oranla bu alışkanlık güncelliğini kaybetse de yenileri çıkıyor ortaya.

Misafirlerinizi ağırlayacak odanız varsa mutluluğunuza diyecek yoktu bir zamanlar. Ayrılan oda her gün temizlenir, tozu alınır, ne kadar oya, dantel, işleme varsa hepsi bir güzel serilir, koltuklar toz kapmasın, eskimesin diye de üstlerine çarşaflar geçirildi. Misafir gelmeye dakikalar kala bir hışımla çarşaflar çıkarılıp, gider gitmez de tekrar temizlik yapılarak odalar kapatılırdı.

Komedi değil anlattıklarım gerçek! Aslında insani bir tarafı da var yaşanılanların. Sevdiklerine değer vermeli, verdiğini de bir şekilde hissettirmeli kişi. Bencilliğimizi doya doya yaşadığımız günümüzde ortaya çıkan anlayış, samimi bir düşünceden öte göstermelik geliyor bana. Neymiş efem, kendinin kullanmadığını neden başkalarına kullandır sınmış? Yandı gitti keten helvam. Vay ki vay!

Sanki bir takım oturma grubu, birkaç adet porselen takımı var da dokuz öksüzle bir mağarada kalmış gibi düşünsün kişi. Burası benim mi olsun, misafirin mi diye karar vermekte zorlanıyorsan emin ol ki senin olacak tüm odaların. Artık çat kapı uğrayan misafirlerde kalmadı.

Alp'lerin Gün Görmeyen Yüzü ve Heidi Gerçeği

Çocukluğumun gülen yüzü, neşeli, şefkatli bir o kadar da yardımsever çocuğu Heidi. Saman yığınları arasından yıldızları seyreden, Alp dağlarında pür neşe çığlıklar atarak dolaşan, Peter'le beraber keçileri otlatan, keçi sütünü ve peyniri iştahla atıştıran, kırmızı yanakları ve küt saçlarıyla  görüntüsü aklımdan çıkmayan sevimli kız çocuğu Heidi. 

Jenerasyonumdan olup da Heidi'nin öyküsünü bilmeyen yoktur sanırım. Annesinin ölümünün ardından teyzesi Heidi'yi huysuz dedesinin yanına bırakır. Dedesi, oğlunun ölümünden sonra köylülerle daha az konuşan, çalışkan bir çiftçi ve marangozdur. Heidi'yi önceleri kabul etmek istemese de zamanla bu sevimli kız kendini dedesine, en yakın arkadaşı Peter'e ve köylülere sevdirir. Mutlu mesut şekilde Alp dağlarında günlerini doğayla, hayvanlarıyla ve arkadaşıyla geçiren sevimli kız, okul dönemi geldiğinde 
teyzesi tarafından Frankfurt'a zengin bir ailenin yanına yerleştirilir. Bu ailenin kurallarına ve

8 Mart 2017 Çarşamba

Neden Onlara Yönelik Programlar Yok?

Bir nostalji yazısıyla seslenmek niyetinde değilim. Sadece zamane çocuklarının neleri kaçırdığına dair serzenişlerim var.

Çocukluk döneminin kaç yaş aralığını kapsadığına dair endişelerimin gün yüzüne çıktığını kanıtlayan yegane unsur çocuk programlarıdır.  Her ne kadar TV kanallarının sayısı günden güne artsa da çocukları içine çeken programların sayısı da gün geçtikçe azalıyor.

On yaş üzerindeki çocuklar demek istediklerimi daha iyi anlarlar. Çocukken insanın en büyük dileği bir an önce büyümektir. Fiziksel gelişimden öte duygusal olarak olgunlaşmak büyümenin ön koşuludur.

Çocuklar toplumda iyi bir yer edinmekten ziyade büyükler gibi kararlar verebilmek, seslerini daha iyi duyurabilmek amacıyla büyümek isterler. Bu süreci anlamlandıran en büyük uğraşlarda büyüklerden gelir. Onlar hakkında öyküler, şiirler yazar, çizgi filmler aracılığıyla da gelişimlerine katkıda bulunmak isterler. Çocukların dünyasına seslenmek, onları eğitim yoluyla beslemek

Engelli Haklarının Fütursuzca Kullanımı

Toplumlar gelişmişlik seviyesine ancak duyarlı bireyler yetiştirdiklerinde ulaşır. Çocuklarına, kadınlarına, yaşlı ve engellilerine yeterli değeri vermeyenler, eğitim düzeyleri ne olursa olsun geri kalmaya mahkumdur.

Bir Çocuğun Gözlerine Bakın


Umutlar, hayal kırıkları, tedirginlik... 
Bir çocuğun gözlerinden izleyin yaşamı.
Çocukların ve umutlarının kolayca öldürüldüğü bir dünyada nefes almayı başaran yetişkinler olarak ne kadar masumuz?

7 Mart 2017 Salı

Nostaljik Pazar'lar


Pazar günleri, mutluluk demekti benim için. Sobanın gürül gürül yanmasıyla birlikte ekmeklerin iştah kabartan kokusu metrelerce uzaklara yayılırdı. Kuzineden itinayla çıkarılan dilimlenmiş ekmeklerin etrafını saran

Günümüz Umut Günü Olsun




Doğduğun gün erkek olmadın diye hayıflanıldı
Varlığın cümle alemden saklandı
İnsan olma hakların elinden alındı

4 Mart 2017 Cumartesi

Bir Kitap Okumak Yüzlerce Yaşama Dokunmaktır


Alabildiğine yağan yağmurun ardından yapraklar ışıl ışıl. Havanın açmasına rağmen sokaklar hatta işlek caddeler bile tenha. Yağmurla beraber etrafa yayılan toprak kokusunu duyumsarken, ardım sıra gelen köpekler sırılsıklam olmuş tüylerini silkeliyor. Diğer köpeklerin ortaya çıkmasıyla beraber kumsaldaki köpek havlamalarına bir de dalaşmaları ekleniyor.

Yağmurlu havalarda kitapçıların rafı sokaktaki tezgahların önüne serilip üzerine boydan boya naylon geçirilerek bir nevi siper ortamı sağlanır. Yağmur günlerdir yağıyor, kasaba da sükunetini koruyorsa indirim için en uygun zamandır. O vakit etiketler sevinçten zil taktırır. %25, %30 tenzilatı duyan pılını pırtısını toplar, kitap kapmaya koşar.

1 Mart 2017 Çarşamba

İlkbahar Yaz Sonbahar Kış… Ve İlkbahar

İlkbaharın kendini göstermeye başladığı günlerde mevsimlerin insan ruhunda bıraktığı izlenimleri içsel bir filmle yakalamak, hayata bakış açımızı da etkileyecektir. ‘İlkbahar Yaz Sonbahar Kış ve İlkbahar’ filminde Güney Koreli yönetmen Kim Ki-duk, mevsimsel geçişleri tinsel olarak yansıtmış. Filmin barındığı ana tema, oyuncuların yalın ve sade görünüşleri, az sayıdaki diyaloglar, doğayla