20 Ağustos 2017 Pazar

Vakit geç olmadan


Öfkemizi, hayal kırıklıklarımızı, kırgınlıklarımızı ifade edecek onca kelime bulmamıza rağmen, sevgimizi, dostluğumuzu anlatma konusunda nedense cimriyiz. Oysa insanın, daha doğrusu tüm canlıların yaratılış gayesi aşk üstünedir.

Hangi dine, hangi inanca mensup olursak olalım, sevginin açamayacağı kapı yoktur. Tüm öğretilerde sevgi, aşk üzerine kurulmuştur. Nefreti, kötülüğü öven herhangi bir inanış yoktur.


O halde, neden sevmekten korkuyoruz? Sevdiklerimizin yanımızda olduğunu bahane ederek, sevgi sözcüklerinden anlamsız yere mahrum ediyoruz onları. Konunun üzerine varmayarak duygularımızı ha bire geçiştiriyoruz. Yaşamımıza dahil olanların eylemlerimizden, davranışlarımızdan sevgimizi anlamasını yeterli görüyoruz. Bir çift kelimeyi dile getirmek saniyeler almasına rağmen, saatler boyu kıvranır da dile getirmeyiz, içimizden geçenleri. Çünkü ret edilmekten ve aynı şekilde sevilmemekten korkarız.

Bir insanın yüreğine, duygularına dokunarak kaç kez sevgimizi iletebildik? Lisanını, farklılıklarını öteleyerek. Sevginin lisanı değil, insanca dile getirilmesi önemliyken, neden onca fark yaratıyoruz? Sevgi sözcükleri büyütür oysa aşkla çarpan tüm yürekleri. Öylesine söylenenleri kast etmiyorum ama samimi, içten, karşılık beklemeden yol alanlar anlatmak istediğim. Sevdiğimiz oranda sevilmemek engel midir, sevmek için? Öyle bile olsa ne kaybederiz? Sevgimiz yerinde durduğu müddetçe kimseye zararı dokunmaz ki. Sevmekten kaçan, vazgeçen de ummadığı bir anda teslim olacaktır zaten. Sevgiden öte yol yoktur çünkü. Velhasıl, sevmek pişmanlık gerektirmeyecek kadar ulvi bir duygudur.

“Dostluk su gibidir, elinde tutmayı bilmezsen akıp gider.” Der, bir atasözü. Biz de ancak sevdiklerimizden uzaklaşınca anlarız kadir, kıymeti. Kaybettiklerimizi geri getirebilir miyiz, peki? Cümlelerin en güzelini, kelimelerin hiç söylenmemiş olanlarını dile getirmek istesek bile, vakit çok geçtir artık. En körpe duygular bile söze dökülmeyince kurur.

"Vaktin birinde su ile çiçek karşılaşıp arkadaş olmuşlar. Zamanla arkadaşlığının aşka çevrildiğini gören çiçek, etrafa renk renk kokular saçar ki su mutlu olsun diye.

Bir zaman sonra su da çiçeğe aşık olur. İkisi de ilk kez aşık olmuştur. Coşkuyla renkten renge giren çiçek, acaba su da beni seviyor mu? Diye endişelenmeye başlar. Su duygularını bir türlü ifade etmeyince çiçek dile gelip, "Seni seviyorum" der suya. Su, "Bende seni seviyorum" diyerek geçiştirir. Aradan hayli zaman geçse de su bir türlü duygularını açmaz. Çiçek bir kez daha "Seni seviyorum" der. Su kısaca "Ben de seni" dese de çiçekle ilgilenmez. İhmal edilmeye alışık olmayan çiçek aşkı uğruna bir müddet daha sabreder. Sabrı gittikçe artmasına rağmen bir daha da sudan güzel sözler duymaz.

Günler ilerleye dursun çiçek artık kokusunu salmaz ama yine de son kez tüm gücünü toplayarak "Seni seviyorum" der. Su, oflaya puflaya, "Kaç kez söyledim ya seni sevdiğimi" diyerek çiçeğin yüzüne bakar. Bir de ne görsün çiçeğin beti benzi atmış rengi solmuştur. Takati kesilen çiçek artık yataklara düşer. Su, hemen doktor çağırır. Son kez suya bakan çiçek, "Ben seni gerçekten çok seviyorum" der. Su çok üzülür çiçeğin durumuna. Çiçeğinin öleceğini anlamıştır ama yine de doktora sevgilisinin durumunu sorar. Doktor, "Üzgünüm, yapacağım bir şey yok. Çiçeğin bilinen bir hastalığı yok ama susuz kalmış. Ölümü ondandır." Der.”

Küçük hikayenin de anlattığı gibi son pişmanlık fayda etmez. Vakit geç olmadan, sevgimizi hissedelim, hissettirelim, mutlak suretle de dile getirilerim. Lügatimiz hangi sözcüklere hakimse, yüreklere hükmedelim sözcüklerin tüm içtenliğiyle...






*Fotoğraflar pinterestten

22 yorum:

Handan dedi ki...

Sevgileri yarınlara bıraktınız şiiri geldi aklıma. Güzel sözleri saklamamak, güzel duyguları gizlememek umuduyla :)

Meltem Sert dedi ki...

sadece ben öyleyim sanıyordum.yani seviyorum ama dile getiremiyorum; lakin onlar için uğraşıyor hareketlermle belli etmeye çalışıyorum

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

Haklısın Handan Hanım,
Sevgiyle beraber, güzel sözleri ve duyguları da yansıtmak gerekir.
Sevgiler:)

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

Meltem Hanım,
Yetiştiriliş tarzımızdan kaynaklanıyor belki de.
Hareketlerle karşılık versek de sevdiklerimize, sözlerin etkisi de başka sanki. Sevgiler:)

Mücahit Dogan dedi ki...

Ablacım harika ve farkındalık oluşturucu bir yazı olmuş. Eline sağlık. Haklısın kızınca çok güzel kelimeler dökülüyor dudaklarımızdan ama sevgimizi belli ederken epeyce cimriyiz.

Daha Mutlu Yaşam dedi ki...

Su ile çiçeğin bu hikayesini ben de çok severim.Kendimizi acaba ne kadar seviyoruz?Gerçekten kendini sevemeyen başka birini ne kadar sevebilir?Sevmeyi bilmiyoruz ki :(

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

Sevgili Yurdagül,

Haklısın. Kendini sevmek konusunda tutarsız davranıyoruz galiba. Ya hep ya hiç mantığıyla. Sonu ya bencillik ya da karamsarlık.

Yorum için teşekkürler:)

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

Sevgili Mücahit,

İnsanlar daha reel, maddi şeylerle özdeşim kurmuşken, maneviyatın farkındalık oluşturması biraz zor galiba. Yine de umut var diyorum, yaşadığımız müddetçe.

Yorum için teşekkürler:)





Arif öztürk dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş. Hakikaten çoğumuz sevgimizi ifade etmede cimriyiz. Vakit geç olmadan sevgimizi, iyi dileklerimizi söyleyebilmemiz lazım :)
Sevgilerimle...

bücürükveben dedi ki...

Hiiii, öykü çok acıklıydı, gözümün önünde canlandırarak okudum, çok teşekkürler, sevgimizi göstermekten korkuyoruz belki de gösterirsek, sonradan incinmekten korkuyoruz bilemiyorum....sevgiyi, dostluğu kazanmak yazdığın gibi kolay ama elde tutmak zor...gerçek ve sanal hayatta çok örneğini yaşadım, fedakarlık, emek ister, anlayış, hoşgörü ister, paranoya, megalomani, kıskançlık, çekememezlik sevginin, dostluğun, arkadaşlığın en büyük düşmanı...biraz o yüzden ben de korkuyorum insanları sevmeye:(((

Eline sağlık Mukaddes'ciğim çok güzel bir yazıydı.
Sevgiler:)

Merih'in Atmosferinde dedi ki...

Mukaddes ben seni sevdim...
Aklımda bizimle buluştuğunda kalan sana çok yakışan topuzun ve gülüşünle.

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

Merih ablacığım, ben de seni sevdim.

Güzel bir yüreğin yansımalarını yazılarında hissediyordum aslında.
Pırıltılarına da karşılaşmamızda rastladım.
Selam ve sevgilerimle:)

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

Müjde ablacığım, incinme boyutu da sevginin karanlık yüzü sanırım. Buna bir de negatif duygular eklenince, güven duygumuzda malum. Paranoyalarımız yüzünden tüm insanlar aynı kategoride değerleniyor ki bu çok yanlış gibi geliyor bana. Velhasıl, sevmekten korkuyoruz işte:)

Sevgi ve selamlarımla...

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

Arif Bey,

Bu cimrilik biraz tecrübe ve olumsuz duygulardan kaynaklansa da bu döngüyü de bir noktada değiştirmek gerekiyor. İnsan kalbini besleyen en yüce duygunun sevgi olduğu bilimsel olarak da kanıtlandı.

Görüşleriniz için teşekkür ederim. Selam, sevgilerimle.:)

Esra Takım dedi ki...

ne yazıkki çok sevgisiz bir toplum olduk, insanlar duygusuz moda olan şeylerin peşine takılıp gidiyorlar.

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

Haklısınız Esra Hanım,

Duygularımızı ifade etmekten yoksunuz. Duygularımızda yavaş yavaş kirleniyor zaten. Sevgilerimle...

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar.
Sevgi, insan doğasının kumaşına Yüce Yaratıcı tarafından işlenmiş en güzel, en muhteşem bir motiftir. O ruh gibi bir varlığın özüne konulmuş, eşyanın tabiatına üflenmiş en yüksek değerdir. O halde sevmek;var olmak, var olmanın keyfini tatmaktır.

Sizin de dediğiniz gibi, vakit geç olmadan sevgimizi hissedelim ve hissettirelim. Tüm yaratılışın temelinde sevgi vardır. Ama her nedense sevgiden hep kaçar olmuşuz. Bu güzel ve yararlı paylaşımınızdan dolayı kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Hep sevgiyle kalın.
Selam ve dualarımla.

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

Değerli Yazarım,

Söylediklerinizin tamamına katılıyorum. Yaratılış gayemiz de var oluşumuzda sevgi üzerine kurulmuştur. O kadar güzel ifade etmişsiniz ki düşüncelerinizi. Sevgisizliğimizin aslı nedeni güvensizlikten ya da karşılık bulamamaktan kaynaklanıyor galiba. Bir insanın yaraladığını diğer insanların sarmasına izin vermeyişimiz de etken olabilir.

Yazıma anlam katan yorumunuz için tüm samimiyetimle teşekkür ederim, Recep Bey. Hepimiz sevgiyle kalalım ki güzel duygular çoğalsın. Benden de selam ve sevgiler. Siz de en güzele emanet olun...

Kadriye Zihni Erdem dedi ki...

En iyisi susuz yaşamayı öğrenmek Mukaddes
Sen sağ ben selamet demeli insan bir yerden sonra

Sevgiler

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

İyi güzel dersin de sevgili Kadriye,
Bazılarını çıkarırsın hayatından olur biter. Ya çıkaramadıkların?
Annen, baban, kardeşlerin, yakınların, dostların, arkadaşların.
Suyun kaynağı çok:)
Sevgilerimle...

Kaystros Tyrha dedi ki...

İlginç bir konuya parmak basmışsınız. İnsanlar birbirine değişik seviyelerde farklı duygular besler. Nefret ve aşk bu duyguların uç noktalarıdır. Nefret duygularımızı daha kolay açığa vururuz sanırım. Aşk ve sevgiye gelince genellikle karşı taraftan almasını bekleriz. Bazı insanların ağzından sevgi sözcükleri eksik olmaz, her zaman gülümseyen sıcak bir çehre sanki yüzlerine yapışmıştır. Bu tür insanlara hep gıpta ederim. İnsan ilişkilerinde oldukça etkili olan bu duruş kimi insanlara yapmacık gelebilir.

Her hâlükârda sevdiklerimize sevgimizi göstermek sadece davranışlarımızla yeterli olmayacaktır. Uğruna canınızı verecek dahi olsanız yetersiz kalacak, illa ki "Seni seviyorum" sözcükleri etkileyici, sihirli bir tümce olarak yerini alacaktır. Biraz garip bir durum bu aslında. Sevgimizi sözcüklerle ifade etmek konusunda cimriyiz yaftalamasından da öte bir durum. Zira hitabet insanları etkileyen en büyük kabiliyetlerden biri olduğu gibi sevginin sözcüklerle ifadesi de karakter yapısına dayalı bir durumdur. Aslında çok seven bir insanın bunu sözcüklerle ifade edememesi marazi bir durum değildir. Güzel sözlerle sevgisini gösteren insanlar ise -gerçekte sevgileri samimi olmasa bile- ilişkilerinde diğerlerine göre bir adım öne geçmiştir. İnsanın duygusal yapısında tuhaf bir durum belki de...

Mukaddes'çe Konuşan Satırlar dedi ki...

Değerli yazarım Kaystros Tyrha,

Aşk ve sevgi sözcükleri birbirini etkiliyor görülse de farklı. Birinde tutkudan söz ederken diğeri daha yalın ve uzun süreçlidir. Soyut açıdan irdelenirse, ikisininde ortak yanı gördüğümüz kadarını değerlendiririz. Bu konunun cimrilik kadar cömertliği de fena. Bu seferde karşımızdakinin samimiyetinden şüphe ederiz.

Sevgi sözcüklerinin, "Seni Seviyorum" gibi hep aynı kalıplarla ifade edilmesi bana biraz yapmacık gelir. Hitabet ve güzel söz söyleme sanatı insan ilişkilerinde önemli bir faktör gibi görülse de bence samimiyet bittiği anda hitabetin güzelliği de biter. Ancak sevgimizi sözle ifade etmeme şeklini ben yetiştiriliş tarzımızla alakalı görüyorum.

Haklısınız, insan duyguları o denli karışık ki içinden çıkılması birazda içtenliğe bağlı. Güzel günler dileklerimle, saygı ve selamlarımla...