Denemeler ve gündelik yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Denemeler ve gündelik yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2017 Pazartesi

Çocuk ve Güvercinler


Küçüktüm. Güvercinler de.
Büyüdüm, güvercinlerle.
Grileri severdim. Güvercinleri de.
Şarkı dinlerdim. Güvercinler kurulurdu baş köşeme.
Bir gün küstüm kendime. Güvercinlerde takla atmayı unuttu.
Ben ağladım halime.
Güvercinler ağladı, beceriksizliğine.
Çocuk ağladı, şarkılarının tükendiğine.
Söylendim ilk önce kendi kendime.
Güvercinler söyleştiler.
Çocuk umutsuzluğa kapıldı.
Gökyüzü gergindi, grilerini saldı.
Bulut sislerle kaplandı.
Çocuk ağlıyor, güvercin şarkı söylüyordu.
Seslendim.
Umut yüklendim.
Çocukla dertleştim.
Ağlama çocuk, gökyüzünü kaplayan sisli bulutlara
Biz de pembeleri göreceğiz diye umutlanırdık.
Bizim de şarkılarımız aynıydı, yüreğimize işleyeni severdik.
Diyeceğim o ki sana, umutsuzluğa kapılma,
Gökyüzü grileşince yağmur yağacağını biliyorsan,
Yağmurdan sonra da gök kuşağını bekle.
Çocuk sustu.
Güvercin taklalarını yarıştırdı.
Umut yanıma yanaştı.
Gökyüzü pembeye boyandı.


7 Ekim 2017 Cumartesi

Ağır Yaşamlar’ın derin sancıları


Kimin neler yaşadığı birazda bünyesiyle alakalı. Büyük acıları sindirenler olduğu gibi küçük acıların yenilgisiyle varlığından bile bihaber yaşayanlarda var çünkü. Buradaki Ağır Yaşamlar duygusal dünya ve  bedensel görünümle alakalı. Aslında ikisi de birbiriyle öyle ilintili ki.

25 Eylül 2017 Pazartesi

Gerçeğe vuslat


Zaman durağan seyrinden şaşmadan bir ileri bir geri yaşanırken incinir, kırılırız gözle görülür sebep bile yokken.  Hayatın akışına sitemdir, bir baş kaldırıştır belki de isyanımız. Hatırlamak isteriz, hatırlanmaya kılıf biçerken.  Mutsuzluk dolanınca kanımızda duygularımız da benliğimize dolanır. Şatafat gergef gergef işlenir yüzeysel varlığımızda. Mış gibidir her şey varlığımız bile, dokunulduğunda basıncının içinde veryansın eden balon gibi. Ummadığımız bir zamanda, umulmayan bir kişinin beklenmedik söz veya davranışlarına mıhlanırız adeta.

19 Eylül 2017 Salı

Şeklen değil kalbe hükmen


Müziğin evrenselliğine diyecek sözüm yok. Güzel bir melodi alır götürür dinleyenleri. Kimi zaman iz bırakan anılara, kimi zamanda kapanması uzun sürecek derin yaralara. O vakit önemsizdir çoğu şey.. Anlar bitmesin istersiniz. Ritme bir de kalp atışları eşlik ederse müzikte amacına ulaşmıştır artık.

6 Eylül 2017 Çarşamba

Eğitimli kadınlar mutlu yarınların teminatıdır


Şiddetin kadınlarla beraber anılması talihsiz bir yaklaşım olsa da istatistiksel göstergeler bu dayanağı güçlendiriyor. Kadına şiddet konusundaki duyarlılığın artmasında sosyal medyanın payı inkar edilemez. Medyada gündem oluşturmuş bazı şiddet vakalarına sosyal ağlar aracılığıyla kınama mesajları yağarken, şiddetin artmasına anlam veremiyorum.

24 Ağustos 2017 Perşembe

Hayal Perdesi


Bir çocuk vardı pencere önünde unuttuğunuz
Yağmur saçaklı evlerde şarkılar söylerdi
Hayal eker, düş dikerdi evcilik sokağında
Umudu ondan öğrenseydiniz
Plastik kaplara hayallerinizi ekerdiniz.

20 Ağustos 2017 Pazar

Vakit geç olmadan


Öfkemizi, hayal kırıklıklarımızı, kırgınlıklarımızı ifade edecek onca kelime bulmamıza rağmen, sevgimizi, dostluğumuzu anlatma konusunda nedense cimriyiz. Oysa insanın, daha doğrusu tüm canlıların yaratılış gayesi aşk üstünedir.

Hangi dine, hangi inanca mensup olursak olalım, sevginin açamayacağı kapı yoktur. Tüm öğretilerde sevgi, aşk üzerine kurulmuştur. Nefreti, kötülüğü öven herhangi bir inanış yoktur.


12 Ağustos 2017 Cumartesi

Karanlığın Öte Yüzü


Karanlık şehrin üstüne bir perde gibi örtüldükçe, şehrin silueti de uzaktan uzağa görülüyor. Sokak lambaları ışıyana dek kedilerin gözleri ışıtıyor sokakları. Birden sokaklar doluyor, naralar işitiliyor. Gündüz söylenmeyen kelimeler, karanlıkları delerek ilerliyor.  Korkaklar, tüm cesaretlerini toplayarak külhanbeyi kesiliyorlar, kelimeler üst perdeden çarpıp geri dönüyor. Muhatapları olmayınca ardı ardına diziliyor cümleleri. Ne kadar korkuları varsa birer birer dökülüyor eteklerinden.

1 Ağustos 2017 Salı

Tik tak


Doğanın çekim yasasına hayran olurum bazen. Sen önüne sürülenleri ittirdikçe o da sana doğru geliyor. İnatlaştınız mı ikinizde yere seriliyorsunuz. Ne kadar güç kullanırsanız hedefinize o denli yaklaşıyorsunuz.  Olmadı mı? Düşmeye mahkumsunuz.

20 Temmuz 2017 Perşembe

Pazar’a 2 gün kala piknik listem

Nostaljik günlere özlem duymak yerine, çocukluğumdaki piknikleri yeniden yaşatmak istiyorum. Bu nedenle hafta sonu gezisinin planlarına şimdiden başlayıp, piknik listemi oluşturdum. Son haliyle listem...

💃 Hazırlıklara Cumartesi gününden başlanacak. Kim neyi daha güzel yaparım derse piknik sepetini istekleri doğrultusunda hazırlayacak. 


18 Temmuz 2017 Salı

Denize nazır


Deniz öyle berrak ve mavi ki. Beyaz pırıltılar eşliğinde şenlendikçe ışıldıyor.  Uzaklarda görünen balıkçı tekneleri ağır ağır süzülürken ufukta, deniz motorunun açtığı iz bir süre sonra kayboluyor.  İkisi de ekmek derdinde malum. Biri balıklarını pazarlayacak, diğeri de yolcularına koyların eşsiz güzelliklerini  tattıracak. 

16 Temmuz 2017 Pazar

Kelimelerin resimleri

Yeni bir gün. Yeni bir başlangıç. Neler getireceğinden emin olamadığım bir gün daha. İyi bir başlangıç yapmak istediğim diğer günler gibi görmek istemediklerimi bir süreliğine erteliyorum. Birkaç saatliğine mesela.

Başlıklarına göz atmakla yetindiğim gazetenin ardından kalemime davranıyorum. Değişik bir şeyler çizeyim istiyorum. İyi bir ressam anlatmak istediklerini çoğunlukla yansıtır. Herkes gördüklerini kendine göre yorumlasa da kimse eksik diyemez yüreğinden geçenlere. Ressam olmaktan öte duyguları aktarmak amaç olsa bile yine de tamamlanmalı resimler. Bu anlamda oldukça yavan kalıyor çizimim. Kocaman sayfaya yerleştirdiklerim, okyanusun üstünde çığlık atan küçücük bir martı. Hepsi bu.

14 Temmuz 2017 Cuma

Mesele mesela…


Yaşadıklarımız incitiyor bazen. Kimi kez bilinçsizce yargılamalar, nedensiz kırgınlıklar çoğalıp büyüyor içimizde. İletişimsizlik değil bunun adı, anlaşılamamak, anlatamamak belki de yüreğimizde kurguladıklarımızın sahiciliğini. Merhamet iyidir ama onunda bir sınırı olmalı. Önce kendine merhamet etmeli ki insan vicdanı büyüsün. Acıyarak bir insana yaklaşmak onu binlerce kez yaralar zira…




*Fotoğraf google'dan

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Denizin çocukları


İyot kokusu sararken zifiri karanlığı, martıların çığlıkları eşlik eder uyanışlara. Tüm şehir derin uykudayken uyanır denizin çocuğu.  Geç kalkmak, yaşamı kaçırmaktır avuçlarından. Yosun kokusu kaplarken her yanı, ıslaklığın o nemli tadı yapışır kalır bedenine. Balıkçıların ağından dökülen balıklar kadar tazedir ikram edilen her yeni gün…

Her gün, bambaşka bir yaşamı müjdeler. Tanıdıktır tüm yüzler, tanıdıktır tüm masum gülüşler. Kalabalıkların bilinmedik yanlarını ve gülümseyişlerin riyakar olanını sevmez. Uçsuz bucaksız ufukların sonsuzluğu ve gökyüzünün mavi, beyaz tonları kaplar ruhunun derinliklerini. Maviliklerin özgür sunumuna rağmen kurşunilerin birbirine karışmış halleri ürkütür denizin çocuğunu.

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Cani

Dünyaya bir kez geldik yaşayalım diyorlar,
Bir hiç uğruna da diğerlerini katlediyorlar…


*Fotoğraflar, google'dan

22 Haziran 2017 Perşembe

Yağmurlu bir günde Ankara’da seyri sefa

Ankara günlerdir yağmurlu havanın etkisi altında. Üzerimizde gri bulutlar dolanıp duruyor.
Kapalı havanın da etkisiyle AVM’ de istemsizce dolaşırken küçük bir mekanın önünde durdum. Pazar günleri genellikle kalabalık olan mekan sakindi. Yan masa dikkatimi celp edene kadar kendimle ilgilenmeye devam ettim. Garsonun önüme sunduğu liste hayli uzundu. Göz attığımda zorlarsam ancak iki, üç tanesini içebileceğimi düşünerek gülümsedim. Kahve alışkanlığı olmayan birisinin böyle bir mekanda vakit geçirmesi o anda komik geldi.

19 Haziran 2017 Pazartesi

Anılarımdan bulup çıkardım seni…

Hatırlıyorum o günü. Motosikletin teknesine oturmuş, rüzgarın okşayıcı temasıyla ilk kez o gün tanışmıştım. Nereye gittiğimi bilmiyordum ama bu yolculuk hayli keyiflendirmişti beni. Bir bahar sabahıydı zannediyorum, çiçekler alabildiğine açmış, kokuları da rüzgara karışmıştı.

Şimdiki inatçılığım o günlerden kalma… Motosiklette üç kişiydik. Önde Nurettin amca, arkada babam ve ilave teknede de ben. Yıllar geçse de üstünden anılarım o günkü tazeliğiyle kaldı.

Renk renk çiçeklere, Ankara'nın yalın ama içten güzelliğine karşın, gözlerim hep aynı yeri arıyordu. Ne zaman yürüyüşe çıksak çocuk parkına uğramayı adet edinmiştik. Bu üçlü, pek keyfe kederdi. Yola çıktığımıza göre, her an karşımıza park çıkabilir biz de hoşça vakit geçirebilirdik. Öyle de oldu.

10 Haziran 2017 Cumartesi

Yağmurlu düşlerim

Yağmur yağdıkça kedi gibi köşeme siniyor, bir taraftan yağmuru izliyor diğer taraftan da güneşi bekliyorum. Bardağımdaki çay tazelendikçe içim ısınıyor sonra yeniden üşüyorum. Yere düşen damlaların sayısı giderek artarken doğal ritme başka bir ritim eşlik ediyor. Parçanın duygusallığına kapılan müzisyen stüdyodaki coşkuyu yakalamayınca sunucu durumu kurtarmaya çalışıyor. Zoraki edayla sahneye çıkan kız, slow parçaya aldırış etmeden başlıyor oyun havasına. 

8 Haziran 2017 Perşembe

Sallama da gitmesin!


"Herkes kaçınılmaz olarak, kendi hayat hikayesinin kahramanıdır." der, John Barth.

Kişi kendi öyküsünü yazamasa da  eylemlerinin öznesi olmalı. Gerektiği yerde yön vermeli düşüncelerine, durması gerektiği yerde neden soluklandığını bilmeli, devam etmesine inandığı anda da mevsimlerin hiç şaşmayan döngüsü gibi dört nala koşmalı, özlemle beklediklerine.  Tüm mevsimleri tanıdıktan sonra tek mevsimle nasıl yaşanır ki?

6 Haziran 2017 Salı

Bardak olmayı bırak, göl olmaya bak!

Yaşanmış hikayeler, hayatımızı ne denli etkiler emin değilim. Bazı çağrışımlar düşündürür, bazıları sorgulatır, hikayeler benzer gibi görünse de herkes için farklı sonlar vardır. Bir başka deyişle, her hikayede kişi kendi sonunu bulup onunla yüzleşmek ister. O an hangi duygu çevrelemişse etrafını aradığı sonda odur aslında. Kederse keder, neşeyse neşe. Hüzün ve sevinçlerimizi dozunu taşırmadan yaşamak doğru olsa da ölçüyü tutturmak çoğu zaman olası değil.