Sinema ve TV Programları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema ve TV Programları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2017 Çarşamba

Ümmiye KOÇAK, Türk kadınının öyküsünü yeniden yazdı

Reklamlardan anlamlı olanlarını hiçbir programa değişmem doğrusu.  Filli boyanın Dünya Kadınlar Günü için yaptığı duyarlı reklamın ardından şimdi de Ümmiye Koçak’ın Ronaldo ile ekran karşısına çıktığı reklam ilgimi çekti. Samimiyetiyle göz dolduran Anadolu kadınının tiyatro sevdası beni ziyadesiyle etkiledi doğrusu.

3 Nisan 2017 Pazartesi

Birer birer gidiyorlar!

O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler... (Yaşar Kemal)
Hababam Sınıfı'nın Güdük Necmi'sini, Halit Akçetepe'yi kalp krizi geçirmesi nedeniyle kaybettik. Hababam Sınıfı öksüz kaldı yine. Ailesinin, sevenlerinin ve sanat camiasının acısı çok büyük. Tiyatroya, sinemaya emeğini vermiş gerçek sanatçılar kolay kolay yetişmiyor artık. Kara mizahın önde gelen temsilcilerinden biriydi sanatçı. Gülerken ağlatabilmeyi, tebessümlerin arasına sıkışmış hüznü çok iyi yansıtıyordu Halit Akçatepe, namı diğer Güdük Necmi.


29 Mart 2017 Çarşamba

Oyuncularını imgeleriyle konuşturan Güney Koreli Yönetmen Kim-Ki-Duk

Güney Koreli yönetmeni sıra dışı yapan o kadar çok özellik var ki. Filmlerini ilk kez izleyenler için çizgileri çok keskin mesela. Ya severek izlemeye devam edersiniz ya da 'bir daha mı, asla' diyerek geçirdiğiniz dakikaların hesabını sorarsınız. Aslına bakılırsa yönetmen kendi ülkesinde çoğu konuyu eleştirilip, muhalefet olduğu için pek sevilmiyor. Batıda ise bir ödülden diğerine koşturuyor.

                           

9 Mart 2017 Perşembe

Alp'lerin gün görmeyen yüzü ve Heidi gerçeği

Çocukluğumun gülen yüzü, neşeli, şefkatli bir o kadar da yardımsever çocuğu Heidi. Saman yığınları arasından yıldızları seyreden, Alp dağlarında pür neşe çığlıklar atarak dolaşan, Peter'le beraber keçileri otlatan, keçi sütünü ve peyniri iştahla atıştıran, kırmızı yanakları ve küt saçlarıyla  görüntüsü aklımdan çıkmayan sevimli kız çocuğu Heidi. 

Jenerasyonumdan olup da Heidi'nin öyküsünü bilmeyen yoktur sanırım. Annesinin ölümünün ardından teyzesi Heidi'yi huysuz dedesinin yanına bırakır. Dedesi, oğlunun ölümünden sonra köylülerle daha az konuşan, çalışkan bir çiftçi ve marangozdur. Heidi'yi önceleri kabul etmek istemese de zamanla bu sevimli kız kendini dedesine, en yakın arkadaşı Peter'e ve köylülere sevdirir. Mutlu mesut şekilde Alp dağlarında günlerini doğayla, hayvanlarıyla ve arkadaşıyla geçiren sevimli kız, okul dönemi geldiğinde 
teyzesi tarafından Frankfurt'a zengin bir ailenin yanına yerleştirilir. Bu ailenin kurallarına ve

Neden onlara yönelik programlar yok?

Bir nostalji yazısıyla seslenmek niyetinde değilim. Sadece zamane çocuklarının neleri kaçırdığına dair serzenişlerim var.

Çocukluk döneminin kaç yaş aralığını kapsadığına dair endişelerimin gün yüzüne çıktığını kanıtlayan yegane unsur çocuk programlarıdır.  Her ne kadar TV kanallarının sayısı günden güne artsa da çocukları içine çeken programların sayısı da gün geçtikçe azalıyor.

On yaş üzerindeki çocuklar demek istediklerimi daha iyi anlarlar. Çocukken insanın en büyük dileği bir an önce büyümektir. Fiziksel gelişimden öte duygusal olarak olgunlaşmak büyümenin ön koşuludur.

Çocuklar toplumda iyi bir yer edinmekten ziyade büyükler gibi kararlar verebilmek, seslerini daha iyi duyurabilmek amacıyla büyümek isterler. Bu süreci anlamlandıran en büyük uğraşlarda büyüklerden gelir. Onlar hakkında öyküler, şiirler yazar, çizgi filmler aracılığıyla da gelişimlerine katkıda bulunmak isterler. Çocukların dünyasına seslenmek, onları eğitim yoluyla beslemek

1 Mart 2017 Çarşamba

İlkbahar Yaz Sonbahar Kış… Ve İlkbahar

İlkbaharın kendini göstermeye başladığı günlerde mevsimlerin insan ruhunda bıraktığı izlenimleri içsel bir filmle yakalamak, hayata bakış açımızı da etkileyecektir. ‘İlkbahar Yaz Sonbahar Kış ve İlkbahar’ filminde Güney Koreli yönetmen Kim Ki-duk, mevsimsel geçişleri tinsel olarak yansıtmış. Filmin barındığı ana tema, oyuncuların yalın ve sade görünüşleri, az sayıdaki diyaloglar, doğayla

16 Şubat 2017 Perşembe

Kayıp Şeylerin Bakım Kılavuzu

Bazı kayıplar vardır ki yıllar geçse de üstünden acıları taze kalır. Kaybetmenin zor olduğunu insan sevdiklerini kaybedince anlar. Yitirilen kişinin yerine geçebilecek birinin olmaması acıları tarifsiz kılarken zaman bir süreliğine de olsa kendiliğinden tıkanır. Çaresizlik baş gösterdiğinde, kayıplara rağmen ayakta kalabilmek için hayatın akışına kapılmak gibi yitip gitmek de bir deneyimdir.

30 Ocak 2017 Pazartesi

‘İnci Küpeli Kız’ ve aklımda kalanlar


17 yüzyıl… Hollandalı Ressam Johannes Vermeer’in ölümsüzleştirdiği tablolardan sadece birisi ve en ünlüsü İnci Küpeli Kız.

Gizem daha başta ressamın yaşantısındaki sıra dışılıkla dikkat çekiyor. Kendisi Protestan olmasına rağmen
Katolik Catherina Bolenes ile evlenince Katolik inanışının gereklerini yerine getirir. Ancak bu eylemi eşinin ailesine yakınlaşma çabaları içinde değerlendirilerek kuşkulu bulunur.

Yaşadığı dönemde otuz beşe yakın tablo yaptığı düşünülse de bunlardan sadece üç tanesi imzalı. Resimlerinde kullandığı doğal boyalara yüklü meblağlar ödediği, ışıktan mükemmel derecede faydalandığı, tonlama ve gölgeleme tekniği ile kendisinden sonra gelen ressamlara da esin kaynağı olduğu bilinenler arasında.

Tablolarında iç mekanları resmettiğin den o döneme ait yaşam tarzını eşya ve kişi bağlantısından çıkarabiliyoruz. Vermeer tüm tablolarında kadınları resmeder. Doğal boyalarla oluşturduğu mavi ve sarının tonları ressamı hak ettiği ününe yıllar sonra kavuşturmuş.

Yaşadığı dönemde ressamın tablosu satılmadığından ölümünden sonra ailesi borçlarının silinmesi için devletten yardım ister. Kırk üç yaşında stres nedeniyle vefat eden ressamın İnci Küpeli Kız adlı tablosu geçen yıllara nazaran gizemini korumaya devam etmiştir.